Ana Sayfa > Türkiye > Konum

Türkiye Konumu

 

ANTALYA
   
 
Deniz, güneş, tarih ve doğanın bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en temiz kıyılarından birine sahip olup, içinde bulunduğu bölgenin arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde Türk Riviera'sı olarak da anılmaktadır. Akdeniz ikliminin hakim olması, kışların ılıman ve yağışlı, yazların ise sıcak geçmesine neden olmaktadır. Tatilini deniz kenarında geçirmek isteyen yerli ve yabancı turistler için vazgeçilmez bir destiansyondur.
TARIH VE KÜLTÜR
Attalos Yurdu anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. M.S. 130'da Hadrianus'un Attaleia'yı ziyaret etmesi, şehrin gelişmesini sağlamıştır. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrain Kapısı, Antalya'nın en güzel antik eserlerinden biridir.
Kaleiçi'indeki surlar Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinin ortak eseridir. Burada yer alan evlerin karakteristik yapıları, Antalya'nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, SIT bölgesi olarak koruma altına alınmıştır.
                   
Antik Kentler
Patara (Ovagelemiş)
Fethiye - Kaş yolunda, Kaş'a 41 km. mesafededir. Bütün antik devirler boyunca Lykia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan Patara, özellikle Roma ve Bizans Imparatorlukları'na çok stratejik bir liman olarak hizmet vermiştir.
Xanthos (Kınık)
Kaş'a 45 km. mesafede, Kınık beldesindedir. Eşen Çayı'nın doğu kıyısında kurulmuş Lykia bölgesinin en büyük dini ve idari merkezi olarak nitelenmektedir.
 
Antiphellos (Kaş)
Kaş'ın tarihteki adı "Antiphellos" tur. Karia ve Lykia bölgeleri arasındaki bağlantıyı sağlayan yolların kesişme noktasında olan Antiphellos, aynı zamanda bir ticaret limanıdır.
 
Perge (Aksu)
Antalya'nın 18 km. doğusunda, Aksu Bucağı'nın sınırları içindedir. Kilikya-Pisidia ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir.
 
Olympos (Çıralı - Yanartaş)
Antalya'nın güneyinde Phaselis'ten sonra ikinci önemli liman kentidir. Torosların batı uzantılarından biri olan Tahtalı Dağıdır.
 
Myra (Demre, Kale)
Bugünkü Demre ilçe merkezinde ve civarında yer alan Myra antik kenti özellikle Lykia dönemi kaya mezarları, Roma dönemi Tiyatrosu ve Bizans dönemi Aziz Nikola Kilisesi ile ünlüdür.
 
Aspendos
Pamphylia bölgesinin önemli kentlerindendir. Antalya'nın 48 km. doğusunda yer almaktadır. Aspendos'ta Türkiye'nin en iyi korunmuş tiyatrosu bulunmaktadır. Imparator Marcus Aurelius zamanında Theodoros'un oğlu Mimar Zeno tarafından yapılmıştır.
ALANYA

Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.

Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.

Tarihçe

Alanya bazen Kilikya bazen de Pamfilya topraklarından sayılmıştır. Daha sonra sırasıyla Hititler, Yunanlılar, Romalılar bölgeye egemen olmuşlardır. Çeşitli istilalar ve savaşlarla harap olan kent Romalılarca yeniden inşa edilir. Bizanslılar döneminde ise Alanya' ya ''Güzel Dağ'' anlamına gelen Kolonoros adı verilir. 13. yy. da Selçuklu Hükümdarlarından I. Alahaddin Keykubat kenti alarak adını Alaiye olarak değiştirir. 13. yy. ortalarında Karamanlıların eline geçen Alanya 1471 yılında Osmanlı topraklarına katılır.

Iklim

Alanya' da tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Kışları yağışlı ve nemli, yazlar kurak ve sıcaktır. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 19ºC'dir. Deniz suyu sıcaklığı 21ºC'dir.

BODRUM

Bodrum ülkemizin adından en çok söz edilen tatil yörelerindendir. Bodrum bu ünü en çok, Halikarnas Balıkçısı ve Bodrum'u mesken tutup yılın büyük bölümünü orada geçiren yazar - çizerlerimizin tanıtımlarına borçludur. Bodrum'da geçen pek çok öykü ve roman, Bodrum'u anlatan sayısız şiir ve şarkı vardır. Ünü gittikçe artan, ünü arttıkça kalabalığı da artan Bodrum'da ünlü bir şaire, yazara ya da sanatçıya rastlamak olasıdır. Ama Bodrum'un ünü sadece buradan gelmez elbette...

Süngercileri, denizlere sevdalı kaptanları, balıkçıları, beyaz badanalı evleri, evlerin duvarlarına sarılmış mor çiçekli begonvilleri, içinde olmasa da çevresindeki pırıl pırıl koyları ve en çok da gündoğumuna doğru uzayıp giden geceleri ününe ün katıyor Bodrum'un.

Bodrum yalnızca dinlenilecek bir yer değildir. Tatile mutlaka eğlence katılır. Bodrum tatilinde gün ikiye bölünür. Gündüz masmavi bir koyda denize girilir, parlak güneşin yakıcılığında dinlenilir ve geceye hazırlanılır. Gün batıp da yıldızlar gökyüzünü süslediğinde yeni bir hayatın çağrısı duyulur. Bu çağrıya kulak tıkamak mümkün değildir. Bodrum gecesinin çağrısıdır bu...

Kıyı boyunda, çevre köylerde ve koylarda, beyaz badanalı evlerin kıyısına dizildiği sokaklarda, yamaçlarda lokantalar geceye hazırdır. Bodrum'da herkes kendi gönlüne göre bir yer bulur akşamı geçirecek. Balıkçı meyhanesi de vardır, pizzacı da. Fasıl geçilen yer de vardır, rock müzik de...

KAPADOKYA

                     

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Coğrafik olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık yaşlı medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır.

Roma Imparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitaplık 'Geographika' adlı kitabında (Anadolu XII,XIII,XIV) Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.

Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir,Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.

Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler 19. yüzyılda yamaçlara ya kayaların yada kesme taştan inşa edilmişlerdir.

Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir.Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır.

Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir.Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. Islam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bir bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir.

FETHİYE

''Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi'' olarak anılan Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği kuzeye açık bir koyda yer alır. Arkası çam ormanlarıyla çevrili bu güzel kent, kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, oradan da denize doğru iner. Ufkunu Şövalye adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturmaktadır.

Fethiye; Persler, Likyalılar, Karyalılar ve Romalılara ait eserleri ile tanınmıştır. Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası ile önemli turizm merkezlerimizdendir. Fethiye'de deniz suyu sıcaklığı hiçbir mevsimde 16 derecenin altına düşmez. Çevredeki en tanınmış plajlar, Çalış ve Karagözler plajlarıdır. Çalış plajı iyi rüzgâr aldığı için sörfe çok uygundur. Merkeze 4 km. uzaklıktaki plaja düzenli ve sık aralıklarla otobüs ve minibüs seferleri vardır. Yol ve kumsal boyunca cok sayıda otel sıralanır. Lokanta, bar ve alışveriş yerleri de pek çok popüler tatil yöresi gibi boldur.

Birinci ve Ikinci Karagözler plajlarında, rüzgârlı havalarda bile dalgalı olmayan deniz, yüzmek için çok uygundur. Plajda bulunan belediyeye ait Kayıkhane tesisleri, her türlü su sporuna olanak tanır. Son yıllarda kürek sporunun ilgi gördüğü Fethiye'de her yıl 9-10 Şubat tarihlerinde Akdeniz Kupası Kürek Yarışları yapılmaktadır.

Fethiye Körfezinde batı ve kuzeybatı yönünde uzanmış adalara iskeleden motor turları düzenlenir. Günübirlik tekne turlarının en popüler iki güzergâhından biri Göcek tarafındaki 12 Adalar, diğeri ise Ölüdeniz tarafıdır.

Ölüdeniz, Kıdrak ve Belceğiz plajları sadece Türkiye'de değil dünyada da bilinir.

Ölüdeniz
Fethiye'den Ölüdeniz'e giden inişli çıkışlı yolun sonunda müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belceğiz Koyu'dur. Koyun inden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz'i görürsünüz. Tek bir kıpırtının olmadığı Ölüdeniz, turkuaz rengiyle görenleri büyüler.
Ölüdeniz'de 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Ölüdeniz lagünü ve Kıdrak plajını kapsayan bu alandaki tesislerde yiyecek içecek satışı olduğu gibi bir piknik alanı da bulunmaktadır. Plajda kano, parasailing, su kayağı gibi su sporları da yapılabilmektedir.

Hisarönü ve Ovacık
Son yıllarda Fethiye'nin gözde turizm merkezi haline gelen Hisarönü ve Ovacık, çam ormanları arasında şirin beldelerdir. Ovacık, şehir merkezine 6 km, Ölüdeniz'e ise 5 km. uzaklıktadır. Belde son zamanlarda kurulan çok sayıda otel ve tatil köyü ile turistik bir merkeze dönüşmüştür. Ölüdeniz ve Fethiye arasında yer alıp da şehir kalabalığından uzak olması bakımından Ovacık, ideal bir tatil yeridir.
Ovacık'ın yanındaki Hisarönü de çok sayıda irili ufaklı otel, pansiyon ve tatil köyüyle son yıllarda tercih edilen bir mekân haline gelmiştir. Ovacık ve Hisarönü'ne Fethiye'den düzenli olarak minibüsler çalışır.

İSTANBUL

                    

Üç dünya imparatorluğuna başkentlik yapmış olan Istanbul, geçmişle bugün arasında çok kuvvetli, ihtişamlı bir köprüdür. Insan eliyle sayısız müze, camii, kilise, saray ve anıt ile süslenmiş olan Istanbul'a doğa da cömertce eşsiz güzellikler bahşetmiştir. Tarihi eserlerin daha çok Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasındaki yarımadaya serpiştirildiği şehir, Sultan Ahmet Camii, Aya Sofya, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarayı, Rumeli ve Anadolu Hisarları ve daha birçok yapıyı haklı bir gururla sergiler. Istanbul'un tarihi semtleri, UNESCO tarafından insanlığın ortak mirası olarak tescillenmiş ve Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir. Istanbul ayrıca 2010 Avrupa Kültür Başkentleri'nden biridir.

TARIH VE KÜLTÜR
Yüzyılların, medeniyetlerin emsalsiz izlerini taşıyan Istanbul, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Roma, Bizans ve Osmanlı Imparatorlukları'na başkentlik yapmış olan Istanbul'un MÖ 7. yüzyılda artık çok kalabalıklaşan Atina'dan çıkan Yunanlılar'ın başındaki Byzas tarafından kurulduğu düşünülür. Kurulmasından itibaren de coğrafi konumu sayesinde de Akdeniz ve Karadeniz'i birbirine bağlayan çok önemli bir ticaret merkezi olmuştur. MS. 4 yüzyılda, Roma Imparatoru Konstantin'in başkenti Roma'dan Istanbul'a taşıması ile birlikte şehrin önemi artar. Ancak Roma Imparatorluğu'nun ikiye bölünmesi ile birlikte Istanbul, doğudaki imparatorluk topraklarının başkenti olur ve şehir, Jüstinyen'in yönetiminde çok canlı bir ticaret merkezi haline gelir. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında yakılıp yıkılan kent, 1204-1261 yılları arasında Latin Imparatorluğu'nun başkenti olarak yönetilir. Bizanslılar, yönetimi yeniden ele geçirseler de 1071 yılından beri, doğu sınırlarındaki Türk beyliklerinin giderek güçlenmesinin yarattığı güvenlik sorunları giderek yoğunlaşıyordu. 1453 yılında Osmanlı Sultanı II. Mehmet'in Istanbul'u fethi ile birlikte de şehir, 1922 yılına kadar, Osmanlı Imparatorluğu'nun başkenti olur. 1923 yılında kurulan modern Türkiye'nin başkenti Ankara olarak ilan edilmiş olsa da Istanbul, yüzyıllar boyunca biriktirdiği tarihi, kültürel ve ticari öneminden hiç bir şey yitirmemiştir.

İZMİR

Ünlü tarihçi Herodot'un 'en yüce gökkubbenin altında ve dünyanın en güzel ikliminde kurulmuş' dediği Izmir, Türkiye'nin üçüncü büyük kenti ve ikinci büyük limanıdır. Bir batılı gezginin deyişiyle 'dünyanın bütün gemilerini içine alabilecek' körfezi, Türk ticaretinin batıya açılan kapısıdır. Elverişli konumu, uygun iklimi, geniş ve verimli toprakları sayesinde Izmir, tarih boyunca önemli bir ticaret, kültür ve sanat merkezi olmuştur. Bu özellikleriyle tarihin önemli düşünürlerine, bilim ve sanat adamlarına da ev sahipliği yapmıştır. Ilyada ve Odise'nin yazarı Homeros, Incil'in dört yazarından biri olan St. John, filozof Anaxagoras ve Heraklit, Ilk Çağ'ın ünlü hekimi Galen bunlardan bazılarıdır. Üzerinde barınan medeniyetlerin bıraktıkları izler, Izmir'in binlerce yıllık tarihini gözler önüne serer. Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Artemis Tapınağı, Meryamana adına yapılan ilk kilise, en büyük 3. heykeli olarak bilnen Buca-Mevlana Heykeli ve Incil'de sözü edilen 'Yedi Kilise'den üçü Izmir ili sınırları içindedir.

   

Girintili çıkıntılı kıyı şeridi, sayısız güzellikte koy ve plajın oluşumuna olanak sağlamıştır. Gümüldür, Özdere, Foça, Karaburun, Çeşme sahilleri Izmir için büyük turistik önem taşımaktadır. Bu koylar içinde, bir çok balıkçı barınağı ve yat limanı bulunmaktadır. Yazları esen meltem rüzgârları, deniz kokusunu Izmir'in sokaklarına taşır. Tarihi ve doğal güzellikleri, ticari ve kültürel etkinlikleriyle önemli bir turizm şehri olan Izmir, Ege'deki diğer turizm merkezlerine de yakındır.

KUŞADASI

Türkiye'nin en büyük ve kozmopolit tatil kentlerinden biri olan Kuşadası, Ege Bölgesi'nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Eğlence mekânları ve alışveriş merkezleriyle büyük şehirleri aratmayan Kuşadası'nın nüfusu yaz sezonunda bir milyona yaklaşmaktadır.

Kuşadası'nda turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Büyük bir liman kenti olması nedeniyle gemi ve yatlarla ülkemize gelen turistleri karşılar. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam (Samos)'a bahar ve yaz aylarında (1 Nisan - 20 Ekim arası her gün) düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılır. Limanda günübirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar olduğu gibi, mavi tur yapan yatlar da bulunmaktadır.

Dünyanın her yanından gelen turistleri ağırlayan Kuşadası, tarihi dokusuyla ilgi çeker. Adını şehir merkezinin önünde yer alan Güvercin Adası'ndan alan kent, muhteşem gün batımı manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakır. Bir mendirek ile karaya bağlantısı sağlanan Güvercin Adası üzerinde Bizans döneminden kalan bir kale bulunmaktadır.

Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi; Izmir, Efes, Meryem Ana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır.

MARMARİS

    

Marmaris Türkiye'nin en gözde tatil yörelerinden biridir. Uzun kıyı şeridi boyunca sıralanan koyları, masmavi denizin üzerinde yükselen çam ağaçlarıyla kaplı tepeleri ve antik kentleriyle çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendine çeker. Son yıllarda hızlı bir yapılaşma içine girmesine rağmen, eşsiz coğrafyasıyla hâlâ güzelliğini korumaktadır Marmaris.
Her geçen yıl daha fazla kişinin tercih ettiği bu tatil kentinde, beş yıldızlı lüks otellerden küçük aile pansiyonlarına kadar her bütçeye uygun konaklama seçeneği mevcuttur. Otellerin çoğu denize bakan ana cadde üzerinde yer almaktadır. Gündüzleri denizin ve güneşin tadını çıkaran tatilciler, akşamları palmiyelerle çevrelenmiş ana caddede gezintiye çıkmanın keyfine varırlar.
Yüzlerce lokanta, kafe ve eğlence yerinin bulunduğu Marmaris'te hayat günbatımıyla birlikte başlar. Giyim kuşamdan el sanatlarına, takıdan hediyelik eşyalara aradığınız her şeyi bulabileceğiniz dükkânlar, gecenin geç saatlerine kadar açıktır. Eğlence mekânları ise sabahın ilk saatlerine kadar hizmet verir. Yaz sezonu boyunca, geç saatlere kadar dolmuş, taksi ve teknelerle Marmaris içine ve civarına ulaşım mümkündür.

Kent merkezinde bulunan Marmaris Kalesi ve çarşı içindeki tarihi Bedesten görülmeye değerdir. Kalenin önünde bulunan yat limanından mavi tur ve günübirlik gezi tekneleri kalkar. Tekne turlarıyla Marmaris çevresindeki koyları ve adaları dolaşmak, günü geçirmeni en keyifli yollarından biridir. Bunun yanı sıra Marmaris'ten Rodos'a günübirlik seferler de başlamıştır. Yurtdışı çıkış harcı gerektirmeyen Rodos gezileri, yaz aylarında her gün düzenlenmektedir.

Içmeler
Marmaris'in hemen yanı başındaki Içmeler, gündüzlerini daha sakin geçirmek isteyenler için ideal bir tatil beldesidir. Çok sayıda otelin bulunduğu Içmeler; yeşilliğin bolluğundan kaynaklanan doğal güzelliği, temiz plajı ve geniş caddeleriyle rahat ve keyifli bir tatil vaat eder. Dağların eteklerinde uzanan kumsallarıyla muhteşem bir manzara sunan bu güzel tatil beldesinde her türlü su sporu yapılabilmektedir.
Içmeler yeme, içme ve eğlence açısından çok zengin seçeneklere sahiptir. Daha fazlasını isteyenler içinse günün hemen her saati Marmaris-Içmeler arası işleyen taşıtlar bulunur. Modern yapısının yanı sıra geleneksel özelliklerini de koruyan Içmeler, sahilin arkasında yer alan köyler ve tesislerle doğal yaşam tutkunlarını da cezbetmektedir.

Turunç
Marmaris'in büyük kentleri aratmayan yaşantısından uzaklaşmak isteyenler, Içmeler'in biraz ilerisindeki Turunç'u mutlaka görmelidirler. Virajlı yolların ardından birdenbire karşınıza çıkıveren Turunç, mavinin her tonundaki olağanüstü güzellikteki denizi; nar, erik, dut ve turunç ağaçlarının sıralandığı topraklarıyla sizi modern yaşamın gürültüsünden uzaklaştırır. Tertemiz denizi su altı dalış için çok uygundur. Su sporlarının yanı sıra doğa yürüyüşü ve jeep safari de Turunç'ta yapılabilecek keyifli etkinliklerin başında gelir

PAMUKKALE

Çaldağ'ın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve onun yanı başında bulunan Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerdendir. Denizli'ye 2 km. uzaklıkta bulunan bu alan, çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlüdür.

Pamukkale dünyada da bilinen bir doğa harikasıdır. Denizli'ye doğru gelirken Pamukkale'nin parlak beyaz rengi hemen dikkat çeker. Pamukkale'nin bu güzelliği ve şifalı suları dünyanın ve Türkiye'nin her yerinden çok sayıda turisti kendine çeker. Pamukkale'deki bu turizm potasiyeli turizmcileri de harekete geçirmiş ve bölgeye çok sayıda otel yapılmıştır. Ancak bu otellerin şifalı suları bilinçsiz kullanmaları sonucu, Pamukkale doğal güzelliğini yitirme tehlikesiyle karşılaşmıştır. Bu nedenle bölge UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Pamukkale yakınında bulunan Karahayıt kaplıcası, pek çok rahatsızlığa iyi gelen şifalı sularıyla ünlüdür.